Akıl Çatışmaları
… İki aklın çatışması gündelik deneyimlediğimiz bir durum. Bu çatışmaların en çarpıcısı buyrukçu v uzlaşmacıdır. Göreceğiz ki uzlaşmacı akıl ironik bir biçimde tek başına daha zayıftır. Buyrukçu birliğe daha az ihtiyaç duyar ama daha kolay kurarken, uzlaşmacı birliğe daha çok ihtiyaç duyar ama daha zor kurar. Buna karşın uzlaşmacının birliği uzun ömürlü ve güçlüdür, buyrukçununki ise kırılgandır. …
… İki aklın niteliklerini tanımlamak gerekiyor. Uzlaşmacı: Süreççi, deneyci, yıkıcı, mucit, keşifçi, demokratik, uzlaşmacı, çatışmacı, proaktif, devrimci, betimleyici (sontasarımcı), yaratıcı, yenilikçi, nanikçi. Buyrukçu: ??? (bir yerde vardı bulmam lazım) …
Buyrukçu v Buyrukçu
…
Uzlaşmacı v Uzlaşmacı
…
Buyrukçu v Uzlaşmacı
… Buyrukçu akla göre öyle olmadığını söyleyen uzlaşmacı zihniyet bile aslında arka planda, satır aralarında kendi hiyerarşisini dayatıyor. Her uzlaşma çağrısı, otorite için bir tehdit oluyor. Yukarıdan aşağı buyurulan doğruların tartışmaya açılması bu hiyerarşiyi tanımamak demek. …
İki pozisyon da kendi çerçevesi dahilinde beklendiği gibi işliyor. Buyrukçular otorite yokluğunda savaşıyor, biri otoriteyi alınca ortalık sakinleşiyor ve çatışmalar hızlıca çözülüyor. Uzlaşmacılar çatışmayı doğal karşılıyor ve sürekli çatışma ve çözülme halinde bir yaşam sürüyor. Asıl sorun bir buyrukçu ile bir uzlaşmacı karşılaştığında ve çatıştığında doğuyor. Buyrukçu otorite çağırıyor ve uzlaşmacı onu hakem olarak görüyor ve katılmadığı noktalarda itiraz ediyor. Otorite itirazları tehdit olarak algılıyor ve belki sertleşiyor. Direnci kırılırsa buyrukçu karşısındaki uzlaşmacıyı yeni otorite sanıyor, oysa uzlaşmacı ortada buluşulduğunu ve buyrukçunun rızasını aldığını sanıyor. Tersi de mümkün. Uzlaşmacı hakem getiriyor, buyrukçu onu otorite sanıyor ve onu alaşağı etmek için üstüne gidiyor. Hakem siz bilirsiniz diyip gidiyor, buyrukçu kendini yeni otorite sanıyor, uzlaşmacıya karşı daha yoğun bir baskıya geçiyor.
Bu çatışmayı günlük bir olayla örneklendirmek istiyorum. İki kişi, belki aileleriyle, dışarıda yemek yediler. Masaya hesap gelecek. Bir taraf buyrukçu Yüksel olsun, diğer taraf uzlaşmacı Deniz. Yüksel daha masaya oturmadan kendi ağırlığını hissetirmeyi önemsedi. Siparişler verilirken garson ile masadakiler arasında kendisini köprü olarak gördü. Deniz ise bu tip durumlarda kendi istediğini söyler sıradan herkesin kendi siparişini vermesini beklerdi. Yüksel siparişler verilirken ortaya koyduğu performanstan memnundu. Yavaş yavaş kimin daha otoriter olduğunu tüm masa da görüyordu ona göre. Sonuçta otoritesiz hayat devam edemezdi, o da otorite olmaya adaydı. Deniz de herkesin ne istiyorsa onu sipariş edebildiğini düşünüyordu ve durumdan memnundu, sağolsun Yüksel hiç zorunda olmamasına rağmen garsonla masanın uzak köşesinde kalanlar arasındaki muhtemel anlaşmazlıklara imkan tanımamıştı. Nihayet yemekler geldi ve afiyetle yendi, hesap ödenecek. Deniz, Yüksel’in sipariş verilirken yaptığı jeste karşı bir jest yapmak istedi ve garsonu uzaktan çağırıp hesabı istedi. Bu jeste karşılık verdiği için mutluydu. Yüksel ise hesabı istemekte erken davranmadığı için biraz huzursuz oldu ama ödeme esnasında bu açığı hızlı davranarak kapatacaktı. Garson hesabı getirirken el kol hareketleri ile garsonun dikkatini çekti ve hızla çıkarttığı kartını koyup “Tamam, hallettim ben” dedi. Deniz, “Olur mu canım, hayır herkes ödesin ne yediyse” derken, Yüksel bir eliyle garsonu yönetmeye çalışıyor, diğer eliyle bu girişiminin arkasında olduğunu belli eden hareketler yapıyordu. Deniz garsona döndü ve “Hayır, şuradan alın lütfen” dedi. Garson, Yüksel için bir otorite iken, Deniz için bir hakem. Garsonun ne söylediği Yüksel için belirleyici ama Deniz için yönlendirici.
Bu sahneyi yüzlerce kez yaşamış olabilirim. Bir tanesinde garson uzlaşmacı çıkar “Aranızda anlaşın” der gibi ellerini kaldırır. Diğerinde buyrukçu çıkar bir tarafa meyleder. Yüksel, garsonu zayıf otorite olarak görür üstüne gider. Deniz bir taraf seçince garsona görevini hatırlatır. Yani bu konuya yazabileceğim onlarca farklı son var ama önemli olan sonunda ne olduğu değil. Önemli olan çatışmadaki dinamikleri anlayabilmem.
Uzlaşmacının Hocalığı
… Uzlaşmacı buyrukçunun gözünde otorite olduğunda, öneriler buyruk olarak anlaşılır. Hoca fetişleştirilir, sonra da kaçınılmaz sinisizm gelir ve hoca yerle bir edilir. …
Buyrukçunun Hakemliği
… Buyrukçu uzlaşmacının gözünde hakem olduğunda, uzlaşmacılar ilk tutarsızlıkları görmezden gelir, istisna olarak tanımlar. Tutarsızlığın yapısal bir seviyede olduğu fark edilince itirazlar başlar. Buyrukçu hakem itirazı tehdit olarak okur, sertleşir, çatışma büyür. Ya uzlaşmacılar buyrukçulaşır ve gerçekten tehdide başlar, dolayısıyla uzlaşmacılık askıya alınır (ya da kaybedilir), ya da buyrukçu hakem baskıyı kaldıramaz ve kendisine göre ağır yara almıştır, belki de ölmüştür, uzlaşmacılara göre hakem uygun bulunmamış ve değiştirilmiştir.
- Buyrukçu aklın yöntemleri
- Rasyonelliğin bütünde/tepede olduğu, bireyin irrasyonelliğe alışık olduğu sistem: askerlik iyi bir örnek
- Tasarımcıların hiyerarşik düşünmesinin sorunları. Yapılan öngörülerin faşizmi ve geleceğin oluşkanlığına olan kapalılığı
- Hiyerarşik aklın yaratıcılığa koyduğu engel olarak önden tasarlamak
- Tasarımcılığın prometheus sevdası
- Uzlaşmmacı aklın yöntemleri
- Rasyonelliğin bireyde olduğu, bireyin irrasyonellikten uzak olduğu akıl
- Uzlaşı ortak paydada anlaşmak ile mümkün, payda zaten rasyo- demek, dolayısıyla uzlaşmak ancak ortak payda ile mümkün
- Bilinç uzlaşmacı için gerekli bir özellik, aksi halde doğanın esiri oluyor ve ancak fiziksel sınırlar (güç sınırları) ile durabiliyoruz
- Prometheus’çuluğa karşı epimetheus’çuluk
- Uzlaşma, didişme, çarpışma, sürekli tasarım
- Yaratıcılık tekelinin dağıtılması
- Son eylem olarak tasarlamak
- Rasyonelliğin bireyde olduğu, bireyin irrasyonellikten uzak olduğu akıl
- Bilinmezlik ile barışmak
- korkuyu benden ayrı bir şey gibi anlatıyorum. akıl ben, korku başkası gibi. sonunda korku da benim, ben korkuyorum diyerek güven ve olgunluğun altını çizeyim.
- yani efendi-köle diyalektiğinde korku-akıl diyalektiğini devam ettireyim, aklın da tek başına olmayacağını, sentezin ben olduğumu ifade edeyim
- İkinci modernlik - yeni aydınlanmacılık
- Dünya tasarımının meta-skill’ler ile revizyonu
> İleri: Meta Tasarım >
< Geri: Geriye Dönüklük <
^ Yukarı: Tasarım Meselesi ^