Estetik Matematik
Oran orantı aklın temel taşı. Akıl yürütmek, temelde iki şey arasında bir orantı görüp, o orantıya göre üçüncü şeyi tahmin etmektir. 10, 1 için ne ise; 50, 5 için odur. 10 ve 1’i biliyorsak, 50 olduğunda 5 olacağını da bilmiş oluruz.
Müzik, antik yunanda (belki sonrasında da), matematiğin alt konusu olarak konumlandırılıyor. Sayıları sembolleri üzerinden yalnızca düşünsel olarak değil, duyusal olarak da algılıyoruz. Do’dan sonra Sol duyunca, aklımızda 5’li aralık kalıyor. Sonra Fa duyduğumuzda Do’yu tahmin ediyoruz, bir anlamda bekliyoruz. Görsel olarak da belli bir orantıda ilerleyen şekillerin arkasından o orantıya uygun bir sonuç bekliyoruz. Enstrüman ile sesleri yalnızca duymuyor, onları hem görüyor, hem de onlara dokunuyoruz. Sırayla giden piyano tuşları sesler arasındaki orantıyı anlamamızı kolaylaştırıyor. Armonik seriyi işitiyor ve görüyoruz.
Duyuların salt düşünceye göre bizde duygu uyandırma olanağı çok daha yüksek. Adı üstünde duy-gu. Müzikte bu uyumlu sayıları doğrudan işitiyoruz ve işitmekten hoşlanıyoruz. Görme ve işitmenin diğer duyulara göre matematiği duymak bağlamında artısı var gibi görünüyor. Bu ikisi sayesinde fikir dünyasına ait temel taşları, yani sayıları, duyuyoruz.
Bu duyma halinin bize verdiği haz, müziği ve sanatı ayrı bir yere koyuyor. Müzik ve sanat yalnızca kültürel, toplumsal, siyasal değil. Bunlar aynı zamanda düşünsel, doğal, tanrısal. Aynı zamanda da insani ve bireysel. Hem içsel hem de dışsal. Maruz kaldığımda zihnimde fikirler oluşturabilmesi, bu fikirleri duygular ile ilişkilendirebilmesi bağlamında bireysel ve içsel. Bunları aklımın içinden çıkarıp dışarıya yansıtabilmem, aktarabilmem ve karşımdakine ya da kitlelere iletebilmem anlamında toplumsal ve dışsal.
Tek bir varoluşla insanın hem bedenine hem de ruhuna dokunabildiği için müziği ve sanatı seviyorum. Bunu çok yalın bir şekilde yapabildiği için özellikle de müziği, estetik matematiği, daha çok seviyorum.